
düşlerim köpürüyor uyku halinden gerçekliğe.
sakinlik erimiş gitmiş, huysuz bir huzursuzluk var. kişneyen bir at.
içimde köpüren bir düşman var. kendime düşmanlığıma düşman. kendimden korkan bana düşman.
elleri tehlikeli düşman.
kendim...
gülmek yakışmıyor bu günler bana.
...
ne bileyim işte.
benim ruhum düzgün olmadı ki hiç.
kurtuluşu intiharda gören bir tarikatın şüpheci bir üyesi gibi hissediyorum. ölmek zorunda mıyım ? ya bunların hepsi yalansa, ya kendimi boşa harcıyorsam. kimsenin herkes olduğuna inanmak...
ya da inanışlarımın karışıtığını ve düzensizleştiğini, düzensizleştirdiğmi görememek. hangisi? kendimi yarım insan gib hissetmiyorum desem yalan olacak. yarımlık görecelidir, sorunlar bir insan boyunu aştığı zaman yanlarında onlardan küçük kalıyorsam benim suçum mu?
uzanmaya çalışıyorum, bazen de sorunlarını büyüten bir sızlanan olarak hissediyorum kendimi. sorunlarımı ben mi birleştirip yumak haline getiriyorum, yok sa onlar mı üst üste çıkıyor? etrafındakilere egolu olmalarını söylemek benim ne yararıma olur ki? kendi öğrenmem gerekenleri başkalarına öğretmek neyime yarar?
bazen dünyanın böyle yürüdüğüne inandırmaya çalışsam da kenimi, bu bir çeşit polyanacılık oluyor. fazlasıyla darbe aldım diyen kendime bunu söyleme cesaretim yok.
bu belirsizlik yerine bu kuru hüzün yerine korku hissetse idim de diye düşlüyorum, ve üstüne gidilebilecek bir günahım daha olsaydı diyorum. yoksa tüm bataklık duyguları korku olarak mı algılamalıyım üstüne gitmek için, keskin iğneleri gibi kan rengi gülün dallarındaki.
"bırak deliliğimle baş başa kalayım!
dostum, göründüğüm gibi değilim. görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan. özenle örülmüş bir elbise..benim içimdeki ben dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
ne söylediklerime inanmanı ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim. çünkü sözlerim senin aklından geçenelrin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.
rüzgar doğuya esiyor dediğin zaman evet doğuyya esiyor derim. çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaşıtğını bilesin istemem. denizlerde gezen düşüncelerimi anlyamazsın, zaten anlamanı da istemem. bırak denizimle baş başa kalayım.
senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir. böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öğle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım, çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin. görmemenden duymamandan hoşnutum ben. bırak gecemle baş başa kalayım.
sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim. o zaman bile bu ulaşılmaz uçruumun ötesinden bana seslenirsin arkadaşım yoldaşım. bende sana seslenirim arkadşaım yoldaşım. çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktır. senin gelmeni istemeycek kadar severim cehennemimi. bırak cehennemiimle başbaşa kalyım.
sen geçreği güzeli doğruluğu seversin ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim. ama içimden senin sevgine gülerim. gene de gülüşümü göresin istemem. bırak kahkalarımla baş başa kalayım.
dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllsın, hayır sen eksiksizsin...
bende seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum.oysa ben deliyim. ama gizliyorum deliliğimi. bırak deliliğimle baş başa kalayım.
dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım. benim yolum senin yolun değil. gene de birlikte yürüyoruz elele. ..."